“Nasıl yargılandıysa ihanet ve teslimiyet,
Nasıl ki boyun eğdirildiyse yılansı başa,
Aynı öyle sorgulanacaktır bu umarsızlık”

Proletarya Partisi’nin görevi başındayken ölümsüzleşen 4. Genel Sekreteri Cüneyt KAHRAMAN yoldaş, yeni bir ölümsüzlük yıldönümünde, devrimci rotanın kutup yıldızı olup, devrimci komünist anısıyla yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.

Cüneyt KAHRAMAN yoldaş, 15 Mart 1997 günü Dersim gerilla bölgesinde düşmanın termal kameralı tank pususunda, 7 yoldaşıyla yaşamını yitirdi.

Yeni bir ölümsüzlük yıldönümünde, tasfiyeci her türden inkara, rota değişikliğine, düzen içine dümen kıran reformist “ihanete”, kanla yazılı tarihi “kusan” dönekliğe, pragmatist miras yedici “köşe dönmeciliğe”, bedel ödemeyen, ödenen bedelleri tüketen oportünist, revizyonist düşkünlüğe karşı, bir kez daha, bağlı yoldaşlığımızın tüm içtenliğiyle, “Komünist Önder Cüneyt Kahraman Yoldaş Ölümsüzdür!” diyoruz!

Maoist Parti, tarihinin en ağır tasfiyeci sürecinden henüz çıkmış değildir. Elbette 72 Kaypakkayacı ruhu, Nisan güneşinin aydınlatan bilinciyle önüne çıkan engelleri aşacaktır. Bundan kimsenin en ufak bir kuşkusu olmasın. Uluslararası komünist hareketin Türkiye ve Kuzey Kürdistan halkası olan Kaypakkaya güzergahını temsil eden partimiz, nihai gayesine uygun görevlerini yerine getirmek için aldığı darbelerin yarasını sarmayı başaracak, 72 çıkışını tarihi zafere taşıyan yürüyüşüne ideolojik, politik, örgütsel ve askeri hamle gücüyle devam edecektir. Bundan halklarımızın zerre kadar kuşkusu olmasın.

Ne devrimci teori entelektüel bir oyun, ne de sınıf savaşı istenildiğinde durdurulabilecek bir makinedir. Proleter dünya devrimi sürecinde zafer ve yenilgilerin genel karakterini bilen her devrimci komünist, gerçekten devrime önderlik iddiasında tutarlı olan bir partinin yenilgilerden ve aldığı darbelerden dersler çıkartarak komünizm mücadelesini sürdürebileceğini de bilir. Bu anlamıyla partimizin deneyimlerini günün mücadele kuvvetine dönüştürme seviyesini yakalama ısrarı oldukça önemlidir. Bunun altını bir kez daha kalınca çiziyoruz.

Tarihimizden, tek tek yoldaşlarımızdan, dönemsel yenilgilerden, bunların sunduğu derslerden öğrenmesini bilelim. Yeri doldurulamayan komünist önderlerin yaşamı daha önce olduğu gibi, bugünün en zor dönemlerinde de hepimize yol gösteriyorsa bunun anlamını, bu devrimci yaşama anlam veren felsefeyi, amacın içeriğini, dayandığı geleneği derinden kavramayı ve pratikte uygulamayı kendimize yaşam ilkesi yapalım.

Bilinir; bizi güçlü kılan bir mücadele geleneğine sahibiz. Hayatını devrim davasına adayan yoldaşlarımıza, devrimci ruhu engellenemez atılganlık ve ileri çıkma enerjisiyle düşmana meydan okuyan MLM bir partiye sahibiz. Komünizm ideolojisinin hayat damarlarına can veren Kaypakkayacı güzergahın izinde ısrar ederek, oportünizm/reformizm rotasına çevirmeye kalkışanların karşısında durup, tarihimizi oluşturan mücadelemizin amacını temsil etmenin gücünü donanmış olmanın bilinciyle, Cüneyt’çe bir kez daha güne haykırıyor;
YOLDAŞLAR! DERSİMİZ TARİH. UNUTMAYIN KALDIĞIMIZ YERİ. YENİLMEDİK DAHA!” Diyoruz.

Bilinir, partide önderliğin rolü tayin edicidir. Eğer devrimci teori üreten, devrimci perspektifi belirleyen, alınan kararları denetleyen,
baştan aşağı devrim davası için çalışanları
doğru ve yerinde konumlandıracak bir önderlik yoksa, partinin kitlelere önderlik etmesi de mümkün olamaz. Parti tarihinin bize söylediği gibi her dönemde önderlerimizin katledilmesi partiyi tasfiye sürecine sokmuş, güçlerimizi geriye çekmiş, parçalanmalara, pasifizme, hatta teslimiyetçi ruh halinin ortaya çıkmasının önü açılmıştır. Tarihin berrak bir şekilde sunduğu bu derse kafa yorup, bu durumdan kendine vazife çıkarmayanlar, olsa olsa gedikli tasfiyeci sağ oportünistler olabilir. Başkası değil(!)

Maoist partide yeri doldurulamayan komünist önderlerden biri de hiç kuşkusuz ki, partimizin 4. Genel Sekreteri Cüneyt Kahraman yoldaştır.

Dersim gerilla alanında Mart 1997’de ölümsüzleşmesinin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen, 5.Genel Sekreterimiz Cafer Cangöz yoldaşı saymazsak, bugüne kadar yeri doldurulamayan, stratejik önderliğin adı olan Cüneyt yoldaş, düşman saldırılarının en yoğunlaştığı, partimizi içten ele geçirme planlarının başarıya ulaşmaya yaklaşıldığı dönemde, düşmana hak ettiği devrimci yanıtı veren partimize önderlik etme onurunu omuzlayandır. İçte partinin irade ve eylem birliğini sağlama, düşmanın azgın saldırılarını boşa çıkartmak, tasfiyeci dalgayı göğüsleme iradesinin ortaya çıkarılmasında Cüneyt Kahraman yoldaşın tartışmasız etkinliği rol oynamıştır.

Halkın menfaatlerine bağlılıkta ideolojik netlik taşımayan, burjuvazinin saldırılarına karşı koymada kararsızlığa düşen, zaaflarını aşma dürüstlüğünü gösteremeyerek, parti gerçekliğinden kopuşların ortaya çıktığı bugün ki zor hal ve şartlarda, örgütsel dağınıklığı gidermenin ne derece önemli olduğu rahatlıkla anlaşılabilinir. Parti tarihimiz bunun sayısız dersleriyle doludur.

Kongre Hazırlık Konferans’ı öncesi iç-dış duruma dair partimizin saptamalarını Cüneyt Kahraman yoldaş şöyle özetlemişti; ‘’Küçük-burjuva parti ve hareketlerin, hakim sınıfların bu saldırıları ve dayatmaları karşısında çalkantılara sürüklenerek söylenen büyük sözlerin aksine küçük anlayış ve yaklaşımlarla çözümsüzlüklere düşmeleri, devrime ve devrimci mücadelenin gerekliliğine karşı güvensizlik gösterip, pasifist, revizyonist hatta kaymaları, legalizm batağına doğru hızla yol almaları beklenen gelişmeler iken, saflarımızda da buna yakın geri-yoz anlayış ve yaklaşımları benimseyen yada benimsemek zorunda kalan unsurların çıkmaması beklenemezdi.’’

Bugün de önder yoldaşın bu “kehanet” sözleri, somut, canlı pratiğin içinde maalesef tekrar tekrar doğrulanıyor. Parti irade ve eylemini kendi küçük burjuva yatırım ve getirisine kurban edip, gözü dönmüş bir pragmatizmle taktik siyasetin oportünist iştahıyla stratejiyi kemiren bir açgözlülükle, disiplini, iradeyi, ilke ve değerler sistemini hoyratça bir tarafa itip, “Önce Ben(!) Ben(!)Ben(!)” diyen popülist siyasetle düşkünleşenlerin kötü rolleriyle,
partiyi değil grubu, ilkeleri değil grup çıkarlarını, geneli değil yereli, ideolojik esasları değil “kafa kol ilişkilerini” esas alan, üslupsuz, politik edep yoksunu yarı-lümpen halet-i ruhiye sahibi abbas yolcuları, dün olduğu gibi bugünde kötü ünlü(!) rolünü oynuyorlar. Oynasınlar. Tarihimiz tanıktır, Cüneyt’çe cevap vermesini biliriz. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

Cüneyt yoldaş, örgütsel bütünlüğümüzün tehdit altında olduğu, partimizin devrim perspektifine güvensizliğin geliştirildiği, zor savaş koşullarına hazır olmayan veyahut da savaş
koşulları içinde olmayı yıkıcı bir faktöre dönüştüren unsurların yarattıkları enkazın çok yönlü iç ve dış gelişmelerini son sınırına kadar yaşayan partimiz çektiği sancılardan kurtulmadığı karmaşık dönemde, Kongre Hazırlık Konferansına önderlik etmiş ve partimizin içteki düşmanları olan Karşı Devrimci Hücre elemanlarının açığa çıkarılmasında belirleyici rol oynamıştır. Parti içinde tutarlı ve ilkeli düşünceden uzak olup dost ve düşman ayrımını silikleştirerek KHK iradesine karşı düşmanca tutum takınmış, bütün itiraflara rağmen ‘’Kardelen Harekatı“nın “siyasal bir komplonun ürünü olduğu” yaygarasına sarılan tasfiyeci hizibin tavır ve bozguncu pratiğine rağmen, partimizin düşman unsurlarını proletaryanın adaletiyle ezmesi ve merkezi yapısını oluşturarak süreçten başarıyla çıkmasında Cüneyt yoldaşın mücadele kararlılığı yol göstermiş, konferans iradesi düşmanın planlarını bozmuştur.
Varsın o gün bu süreçte safını belirlemede sınıfta kalan tasfiyeci oportünist “işbirlikçi” zavallılar, bugün tarihsel fırsatların sunduğu avantajla ünlü “öndercikler” olup, geçmişe öfkesini her türlü hoyratça küçük burjuva saldırıların sağanağı altında soğutmaya çalışan pervasız “cüretli” zavallı “kahramanlar” olsun. Nafile. İdeolojik hesabın sorulacağı “mahşer” gününden asla kurtulamayacaklar. Unutmasınlar. O gün er veya geç ama mutlaka gelecek.

Unutulmasın ve her Kaypakkayacı hafızada taze, canlı kalsın!
Bugün açısından önem arz eden, partimizin en zor koşullarda dikkat çektiği revizyonist-oportünist eğilimin yarattığı tehlikenin bugün için, sadece bir olasılıktan öte, son 10 yılda yaşananlarla gerçeğe dönüşmüş olması gerçeğidir.

Komünist önder Cüneyt Kahraman’ı anarken partimizin devrim perspektifini terk edenlerin, parti tarihini tek yanlı, subjektif düşünceler doğrultusunda çarpıtarak yeniden tarih yazmaya kalkışmaların tasfiyecilik olduğunu belirtmeliyiz. Büyük bedel ve azimle, halkın menfaatlerine olan büyük bağlılıkla yaratılan tarihi çarpıtanların devrime hizmet etmeyeceği açıktır. Bunu tüm Kaypakkayacı parçalarda bulunan komünist, samimi yoldaşlara bir kere daha hatırlatmayı tarihi sorumluluğumuz sayıyoruz. Partimizin deneyimli kitlesi, devrim saflarında devrimci bilinci bulandıran, onur ve zaferle tarihe geçen dönemleri çarpıtmaya hizmet eden düşünce ve tavırları ayırt etmeyi bilmeli, tüm oportünist, revizyonist, reformist düşkünlere net tavır almalı, 72 Nisan Güneşi ile aydınlanan meşakkatli devrimci yolda birleşmelidir.

Cüneyt’leşmek Zamanıdır!

Örgütsel varlığımızı tehdit eden hayli fazla
faktöre rağmen devrime adanmış militanların başarması gereken görevler engelleri aşmayı gerektirir. Bunu biliyoruz.

Cüneyt’leşmeliyiz, çünkü partimizin örgütsel varlığının tehlike altında olduğu dönemlerde başta komünist önder Cüneyt Kahraman olmak üzere bugün aramızda olmayan onlarca değerli üye ve savaşçı yoldaşlarımız tasfiyeci dalgayı göğüslemenin iradesi oldular. Cüneyt yoldaş enerjisi tükenmez bir gerilla olduğu gibi onun belirgin karakteri MLM ideolojisinde netlik, örgütsel pratikte kararlılık, partiye açıklıktır. O, kendisi devrimci eylemin engin dönüştürücü deryasına kendisini sınırsız katarken, devrimci iddia taşıyan her yoldaşın bu doğru çizgide yürümesi gerektiğini de ortaya koymaktaydı. En zor zamanda fırtınalara karşı yürüyemeyenler, dost ve düşman ayrımını silikleştirenler Cüneyt’in yoldaşları olamazlar. Olduğunu iddia edenler, en bayağı politik sahtekarlardır. Çünkü Cüneyt yoldaş devrimci iktidar mücadelesinde önderlik misyonuyla tarih sahnesine çıkan ve tayin edici olan MLM siyasal çizgisinde ısrar etmeyi temsil eden, çok özel, değerli komünist önderler kuşağının en genç, en pırlanta sembollerinden biridir.

Genç ve kısa yaşamında devrimci teoriyi savunmuş, uygulamış ve uygulatmıştır. Keskin “komünistler” sarı bayrak sallayıp burjuvazinin sofrasına bağdaş kurarken O, göğsündeki yara üzerine ettiği yemini tutarak partimizin en fırtınalı zor döneminde soluğu gerillada almış, köklerine sıkı sıkıya sarılarak anda ki her türden tasfiyeci akıma karşı göğüs germiştir. O dağların dokuz canlı komutanı olduğu gibi, yeri doldurulamayan parti önderler kuşağımızın en genç sembollerinden de biri olmuştur.

Yaratılan yozlaşma küçük-burjuva ideolojisinin etkisi ve davranışlara, kapalılığa, bürokratizme, illegalite adına zaafların maskelenmesine, disiplinsizliğe, işleyiş dışı kafa-kol ilişkilerine, dedikoduculuğa ve her türden bencilliğe karşı disiplinli bir parti yaratmanın yolunun partiye hesap vermek ve partiye karşı açıklık anlayışının geliştirilmesini esas alan Cüneyt yoldaşın bütün yönleriyle kendisini partiye açmasından, halen doğru sonuçların çıkarılamadığını ne yazık ki üzülerek hatırlatmak durumundayız.

Tasfiyeciliğe, legalizm bataklığına, sınıfsal teslimiyetçiliğe karşı proleter devrimci hattı temsil etmek ancak Cüneyt’lerin temsil ettiği partimizin devrim rotasında mücadelesi ile mümkündür. Cüneyt ve birlikte ölümsüzleştiği yedi yoldaşımızı bağlılıkla tekrar anarken tıpkı onlar gibi devrime adanmış yaşamların yeni savaşçıları olmayı başarmalıyız ve andolsun başaracağız.

Komünist Önder Cüneyt Kahraman
ve ölümsüz yoldaşlarımız;
İsmail KAHRAMAN
Işıl AKBAYIR
Songül ÖZDEMİR
Şafak DEMİR
Hülya MURATKAN
Mehmet GÖYNEK
Garip KALKAN yoldaşları, yeni bir ölümsüzlük yıldönümünde bağlı yoldaşlığımızla anarken, KANLA YAZILAN TARİH SİLİNMEZ diyor, anılarının müjdesi zafere olan inancımızı bir kez daha yineliyoruz.

Maoist Komünist Partisi MK/SB

Önceki İçerikTürkiye ve Kuzey Kürdistan işçi sınıfının savaş örgütü partimizi kurumsallaştırmak, Dününü ve geleceğini unutmamak için emek seferberliği kampanyamıza, katıl ve büyüt!