KOMÜNİST CÜRETİN VE STRATEJİK DEVRİM YÜRÜYÜŞÜNÜN ÖNDERLEŞEN ADI BABA ERDOĞAN YAŞIYOR, SAVAŞIYOR!

Sömürü sisteminde, sömürünün güvencelenmesi için her türlü tahakküm yöntemi ve baskı yönteminin geliştirildiği faşizm koşullarında içinde bulunduğumuz dönem, ülkemiz Türkiye/Kuzey Kürdistan mazlumları için katlanılmaz bir hâle varmıştır. Mazlumlar açıktan devrimci şiddetin varlığına çağrı yapmakta adaletin böyle sağlanacağını ilan etmektedir. Mazlumların yüreğine su serpen, proletaryanın adaleti Baba yoldaşın elinde kılıca dönüşmüş, partimiz, fırtınalı ve zorlu yılları örgütlülüğü için bu sayede fırsata çevirmiş ve yoluna bugüne kadar devam etmiştir. Ayağımızı bastığımız toprak Baba yoldaş ve ölümsüzlerimizin izleriyle dolu. Yolumuz açık ve yönümüz bunun için belirgin diyoruz .
Burjuvazinin amansızca büyüdüğü, işçi sınıfı ve yoksulların atomize edildiği içinde bulunduğumuz dönem ve koşulları proleter öncü kuvvetleri, önderleşmiş proleterleri, mazlumlarla buluşmaya, mazlumların talebine kulak vermeye itiyor. Mazlumların talebi, Baba Yoldaşın, Naksalist gerillaların pratiğinden öğrenip, Caru Mazumdar yoldaşı takip ederek, düşmanı silahsızlandırma, proleter kuvvetleri silahlandırma metodudur. Baba Yoldaş’ın pratiği Bolşevizmin en belirgin pratiğidir. Düşman ininde cezalandırılmalı, düşmanın açtığı irade savaşına daha yüksek irade ile karşılık verilmeli pratiğidir.

Kaypakkayacı güzergahta Komünist Öncü, geride bıraktığı yarım asırlık süreçte nice savaşçı, kadro ve önder yoldaşını ölümsüzlüğe uğurladı. Hepsinin devrimci komünist anısı önünde, saygı ve minnetle eğiliyoruz.

Öncü tarihinin bu ölümsüz önder kadrolarından biri de, 16-17 Eylül 1990 yılında, Tokat/Almus’a bağlı Gümelönü karakol baskının da aldığı kurşun yarasına bağlı olarak Halk Kurtuluş Savaşımızda ölümsüzleşen Baba ERDOĞAN yoldaştır hiç kuşkusuz.

İnanç, bilinç ve kararlılıkla başladığı Kaypakkayacı güzergahta, basitten karmaşığa, aşağıdan yukarıya, her daim zirvelere tırmanışın dur durak bilmeyen, engel tanımayan adıdır o. Kendisinde komünıst bilinç ve eylemi cesaretin eliyle birleştirmiş önderleşmenin, kabına sığmaz bir coşkunun, Munzurlardan Almuslar’a, yücelerden yücelere heybetli atılan adımların, teslim olmayan Kaypakkayacı önderler kuşağının en pırlanta isimlerinden biridir.

Süleyman Cihan, Kazım Çelik, Cüneyt Kahraman, Cafer Cangözler’le önderleşen, A.Haydar Yıldız, Meral Yakar, Ahmet Muharrem Çicek, Kamile Öztürk, Hayrettin Bakış, Zeki Uygun, İsmail Bulut, Kazım Ekici, Hüseyin Demir, Aydın Hanbayat, Berna Saygılı Ünsal, burada adlarını sayamadığımız, sınıf mücadelesi tarihinin gökyüzünde sonsuzca yanan ölümsüz komünist kadro ve savaşçı yıldızlar ordumuzun kutup yıldızıdır o.

Düşmana Kaypakkayacı cüretle savaş açan partimizin sarsılmaz komünist iradesi, varlığını halk kurtuluşuna adayan ordumuzun onur sancağıdır Baba Erdoğan.

Pısırık kedi mıyavlamaları, ödü patlak tavşanların can havli telaşıyla cüceleşerek tarih çarpıtan, önüne çıkan “fırsatlar”ı değerlendirmek için, makas değiştirerek yoldan çıkan, tövbekarlığa övgülerin dizildiği bu pervasız, hoyrat zamanlarda, onun adının geçtiği yerde kaçacak delik arayanların unutmaya çalıştığı büyük bir kabustur yoldaş Baba ERDOĞAN.

Komünizme heybetli yürüyüşün, bu yürüyüşte teorik, pratik, örgütsel ve askeri komple bir bütünlüğün partileşmiş, ordulaşmış, cepheleşmiş bir önderliğin kendisinde vücuda geldiği, tepeden tırnağa İnsan, tepeden tırnağa yoldaş olmanın, tarihsel anıtıdır komünist önder Baba Erdoğan yoldaş.

Onu ölümsüzlüğünün 32.yıldönümünde, en içten bağlı yoldaşlığımızla anıyor olmanın onurunu yaşıyoruz bır kez daha.
Biliyoruz sınıf mücadelesi dinamik olduğu kadar, somut koşulların somut tahliliyle sürekli bir değişim ve dönüşüm içinde. Bu dinamiğe eş güdümlü olarak, komünistleri günü ve zamanı dogru kavramaya, an içerisinde doğru görevler omuzlamaya çağırmaktadır. Bu temelde sınıf mücadelesinin stratejik özü geçerli kalmak koşuluyla, onun her bir somut taktik süreçte aldığı biçim değişmektedir. Diyalektiğin hükmüne uygun olarak değişecektir. Ancak Baba ERDOĞAN’da cisimleşen partili önder, ordulu militan-savaşcı komutan kişiliği, olmazsa olmaz yaşamsal önemiyle her daim değişmeyen devrimin bir ihtiyacı olmaya bugün de devam ediyor. Değişen somut koşulların bizlere yüklediği somut görevlerin çözüm gücü ve taktik-stratejik kadro niteliği Baba Erdoğan’ların kanla yazdıkları tarihimizin bize sunduğu derslerinden öğrenilecektir. Bu öğretiye sırtını dönüp, ne kadar burjuva zırva fikir varsa, onun gevezeliğiyle kendinden geçip pratikte bir tek çöpü kaldırmayan yeni tipte oblomovların, bırakın bir devrime önderlik yapmasını, mahalleye muhtarlık yapamayacakları yakın tarihin onlarca deneyimiyle sabittir.

Cebinde pasaportuyla ülkeler arasında “uçan”, “dokunulmazlıklar” almak için bir solukta “yeminler” içen, öncü tarihini saygıyla sahiplenip varsa geçmiş hataları bu erdemli duruş üzerinden eleştirmek yerine, post modern yapı sökücülükle görkemli direnişlerle örülen geçmiş tarihimizi kalem “darbesi” ile tahrif ederek, dün ki yoldaşlarına yönelik kinini patolojik bir histeriyle aşağılık kompleksi üzerinden kusan “öndercikler”, kesinlikle devrimin değil, düzeniçi tasfiyeciliğin yeni figüranları olabilirler ancak.

Bu bağlamda Baba Erdoğan yoldaş, dün Kaypakkayacı tarihin en pırlanta özellikleriyle devrim, sosyalizm ve yüce komünizm mücadelesine adanmış bir önder yoldaş olma rolü oynamasının yanı sıra, bugün de ülkemiz sosyalist devriminin, geri kalmış, atıl çelişkileri çözmek için bizi zorunlu kıldığı Halk Savaşı teorisi içerisinde özel bir örgütlenme alanı olan gerilla savaşı görevlerinin ihtiyaç duyduğu savaşçı, kadro ve önderlik özelliklerini sunan “turnusol” rolüyle “öndercikler”in gerçek niteliğini açığa çıkaran tarihi bir rol oynamaktadır.

Günün burjuva nimetlerine tav olup, Kaypakkayacı güzergahtan çıkmadan, bugünün tasfiyeci kuşatmasına göğüs gererek, 50 yıllık revizyonıst karanlığı yırtan 72 Nisan Güneşi’nin zafere güdümlü sönmeyen ışığının izinde, ısrar ve inadı kuşanarak yürüyenlerin ders alıp, faşizme ve emperyalizme kafa tutacakları “iflah olmaz” bilinç ve yüreğin moral değerler bulacağı hazine, Baba Erdoğanlar’dan miras bu onurlu geçmişte saklıdır. Gözümüz gibi koruyacağız.

Hazine kaybedildiği yerde aranır. Yoldaş Lenin’in dediği gibi, “parlayan her şey altın değildir”. Geçmişin inkarı ve politik kusmuğu üzerine yeniyi bulduk deyip, geleneğimize her türden burjuva reformist, oportünist, revizyonist fikri zerk eden ideolojik saldırılara karşı, 
Baba Erdoğanca bir komünist kükreyişle bu şanlı tarihin üzerindeki tüm neo-revizyonist utangaç mırıldanmaları susturup, geçmişi olmayan köksüzlüğün geleceği olmayacagını göstereceğiz.

Düşmanın en güçlü olduğu alaylarını Kandıra’da teslim alan cüret.. Esir düştüğünde özgürlük eyleminin mesaisine kafa yoran iflah olmayan devrimci komünist akıl.. Kendini özgürleştirdikten sonra Munzurların coşkusunu Almuslara taşıyan, hiçbir bendin önünü kesemediği devrim seli coşkusu.. Bu tarihin güne sunduğu en güçlü silahlarımızdır. Bu silahları bırakıp olmadık siyasal hokkabazlıkla köşe kapmaca oynayan tasfiyeci cinlik yenilmiş, Baba Erdoğanlaşan tarihin önünde yürüyen Kaypakkayacı adımlar çoğalıp serpilerek, gürleşip güçlenerek “ille de zafer” andıyla zafere uzanan yolda yürüyüşüne devam etmektedir. 

Düşman boşuna sevinmesin. Tarih bazen geriye çekilerek daha ileri hücumlar içın soluklanır. Savaşanlar göreceli olarak zayıflayıp avantajlı koşullardan dezavantajlı koşullara geçiş yapabilir. Devrim öncü bölükleri iç yabancılaşma ve tasfıyeci tahribatlarla geçici kan kaybı yaşayabilir. Bunlar sınıf mücadelesinin olağan seyrinde yaşanan, yol üstündeki geçici büküntülerdir. 
Baba Erdoğanda en mükemmel ifadesini bulan Kaypakkayacı devrimci komünist öncü kişilik, kuruluş mayasında yer alan ideolojik, politik, örgütsel ve askeri güçlü nitelikleriyle günü gelince yeniden müstahkem mevkileri, düşman alaylarını, karakollarını kuşatacak, halkla birlikte zaferler doğuran muzaffer muharebelere yine önderlik edecektir. Kimsenin bundan şüphesi olmasın.

“BİR DERSİM YETMEZ, HEDEF BİN DERSİM OLMALIDIR” komünist belirlemesi ve yönelimi, kazanılan mevzileri ideolojik, politik, örgütsel ve askeri olarak tutup, büyütmek için sorumluluk almak, bedel ödemek, önderleşerek önde yürümek demektir. Köyden omuzladığı sobayı sırtlayıp, barınağa doğru uzunca bir yokuşu tırmanırken alnındaki teri silip, yanındaki yoldaşına dönemin 2.MK tasfiyeciliği için “önce bu teri böyle silecekler, sonra İbrahim’in fikirleri geçersiz diyecekler” diyen Baba yoldaş, Kaypakkayacı stratejik komünist yönelimin mükemmel sembolü olmaya devam ediyor. Ona selam olsun! 

O gün sırtlanan “soba” devrimci gerçek görevlerin her dönemin ihtıyaç duyduğu nitelikli komünist bir önderliğin yerine getirmesi gereken mütevazi görevinden başka bir şey değildir. Görev ve sorumluluğunu unutup “masa başı” teorisyenliği yapıp, elini sıcak sudan soğuk suya sokmadan poz kesenlerin unutturmaya çalıştığı bu nitelikler asla aşındırılamaz, unutturulup, yerine niteliksiz tanımlamalar iķame edilemez. 
İşte bu mütevazi görevlerin dava insanı önder Baba Erdoğan, ” Dersim”in devrimci savaş ve mücadele cephesinde kazanılmış bir mevzi olarak, “binlere taşınması” gerektiğine işaret etmisti.
Bugün, Dersim’in bu tarihsel içeriğini boşaltıp, başka “değerler” üzerinden yaratılan “yükü” Baba yoldaşın taşıdığı “soba” nın yerine koyanlar verili koşullarda bu tarihin “ekmeğini” yiyebilirler ama, Baba ERDOĞANLAR’ın yarattığı tarihin önünde yürüyemezler. Kaybetmişlerdir.

Yeni bir ölümsüzlük yıldönümünde Dersim’in kızıllığını Karadeniz’e taşıyarak tarihimizin en görkemli geçmişini, bugünki ısrarlı ve inatçı mücadelemize güç olsun diye, bizlere devreden Baba ERDOĞAN yoldaş şahsında, tüm ölümsüzlerimizi anıyor, onlara bağlılık ve zafer sözümüzü bir kez daha yineliyoruz.

-BABA ERDOĞAN YOLDAŞ ÖLÜMSÜZDÜR!
-ÖLÜMSÜZLERİMİZE SÖZÜMÜZ DEVRİMDEKİ STRATEJİK ISRARIMIZDIR!
-YAŞASIN PARTİMİZ MKP VE ÖNDERLİĞINDEKİ HKO!
Parti Yönelim Zafer
Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi
Birlik Mücadele Daha Büyük Birlik ve Zafer

MKP-MK-SB

Önceki İçerikParti güçlerinin birliğini selamlıyoruz!
Sonraki İçerikGüncellendi | Daha Fazla Birlik İçin Mücadele Edelim!