5 Ekim 2022 tarihinde “SINIF TEORİSİ’Nİ UYARIYORUZ! YALAN İFTİRA VE İTİBARSIZLAŞTIRMA İDEOLOJİK MÜCADELE YÖNTEMLERİ DEĞİLDİR! HER PASLI SİLAH KULLANANIN ELLERİNİ KİRLETİR!” diyerek, kamuoyuna zorunlu bir açıklama yapmıştık. Üzerinden 2,5 yıla yakın zaman geçmiş olmasına rağmen, aynı kirli yöntemlerle bize dönük saldırıların yapılıyor olması, Sınıf Teorisi’nin evrildiği çizginin ibretlik bir vesikasıdır.
Bu çevre ile örgütsel ilişkilerimizi bitirip yeni bir örgütlenme hamlesine girdiğimiz koşullarda, birçok yoldaşımızla ilgili “ajan” oldukları yönünde dedikodular yapılmış, Kaypakkaya geleneğinin kitlesi başta olmak üzere, diğer devrimci-demokratik çevrelere yalanlar söylenip, aldatılmıştır. Sınıf Teorisi’ne yazdığımız mektuplar cevapsız bırakılmış ve bu karşı-devrimci pratiklerine ısrarla devam etmişlerdir. Özellikle İsviçre merkezli olsa da, Avrupa’nın diğer ülkelerinde ve Türkiye/Kuzey Kürdistan’da, alçakça yalan ve iftiralarını yaymışlardır. Belli başlı bazı kurumlara bilgi vermekle birlikte kamuoyuna açıktan bu durumu teşhir ettiğimiz kurumsal açıklamamızdan sonra bile Sınıf Teorisi, 3 maymunu oynayarak bilindik tavrından şaşmamıştır.
Burada teşhir ettiğimiz, bizler açısından defaatle suç üstü olan, bir koltuk uğruna kaşarlaşmış revizyonistleri “ittifak” gücü görüp, süngüsünü düşüren, kah o çevre ile kah bu çevre ile pragmatizm temelinde “iş tutan”, bunda bir beis, herhangi bir sorun görmeyen, ancak bu tasfiyeci, ekonomist, pragmatist pratiğine itiraz edenleri sistematik olarak dedikodu, çamur at izi kalsın burjuva maharetiyle itibarsızlaştırmaya çalışan tepedeki bir avuç kliğedir sözümüz.
Henüz bu kliğin gerçek yüzünü görmeyip, olağan ilişkisini söz konusu klik önderliğinin şemsiyesi altında sürdürüp devrimcilik yapan, bizlerin de halen yoldaş olarak gördüğümüz genel kitlesine değildir. Ancak, gelinen yerde, bu samimi devrimci gelenek kitlesinin “irade” olarak gördüğü söz konusu kliğin suçlarına karşı itirazlarını yükseltip, bu kirli yöntemlerle mücadeleyi yükselterek inisiyatif almalarının, Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin ürünü bir gelenek tarihinin, günde omuzlarına yüklediği bir görev olarak kendilerini beklediğini de önemle hatırlatmak isteriz.
Son dönemde, gelenek kitlesi içinde bulunan bazı kişiler arasında yaşanan sorunların çözümü için kurumsal olarak rol üstlendiğimiz bir olay dahilinde, adı geçen çevrenin kirli aparatı olan “Koçero” adındaki insan müsveddesinin, bazı yoldaşlarımızı ajanlıkla suçlayıp, kurumumuzun üstlendiği rolü değersizleştirmeye çalışması üzerine tekrar Sınıf Teorisi’ne mektup yazılarak açıklama istenmiştir. 12 Şubat 2025 tarihinde kendilerine ulaştırılan mektupta, 1 ay içinde tarafımıza dönüş yapılmaması halinde Koçero denilen kişinin ve onu bu denli açıktan koruyanlarında aynı karaktere mazhar olduklarını açıktan teşhir edeceğimizi dile getirdik. Biz tüm kurumsal ciddiyetimizle sorunu çözmek istememize rağmen bu çevrenin sorumsuz yaklaşımları her defasında kendini tekrar eden bir duruma dönüşmüştür. Karşı taraf çürümüş tasfiyeci kodlarını genel bir işleyiş haline büründürmüştür. Her mesele bu çürümüşlükle daha katmerli bir duruma sokulmaktadır.
Bir çevre düşünün ki, toplumsal meselelerde yanyana geldiği kurumların ve geniş halk kitlelerinin önünde teşhir edilmesine rağmen 3 maymunu oynasın! Daha öncede dile getirmiştik, şimdide dile getiriyoruz. Veremeyeceğimiz hiçbir hesap bulunmuyor. Peki siz aynı rahatlıkla bunu diyebiliyor musunuz? Pratiğiniz bu soruya bir cevap veriyor aslında. Tek tek görüşüldüğünde “bizim sizinle ilgili böylesi bir merkezi kararımız yok” diyorsunuz ama bunu söyleyenlerin bile bazı arkadaşlarımızla ilgili ajandır dediklerini insanlardan halen duyuyoruz. Böylesi bir kepazeliğin bırakalım Kaypakkayacı saflarda devrimci kesimlerde bile olması zuldür. Sizler hak etmediğiniz yerlerde olduğunuz için bizler ve birçok insan haketmediği şeyleri yaşıyor. Size maruz kalmak, sınıf düşmanlarımıza maruz kalmaktan çok daha kötü bir deneyimdir, emin olun buna.
Bizi ajan ilan ederek hırsızlıklarınızı, örgütsel ve sosyal yaşam içindeki kepazeliklerinizi örtmeye kalkmanızın bir geleceği bulunmuyor. Parti ve gelenek değerlerine bağlı kalarak, örgütün maddi olanaklarını kemirenlere, geleneğin devrimci enerjisini bilinçli ve sistematik olarak tüketenlere karşı yükselttiğimiz itirazımızı hiçbir yalanınız, iftira ve kara çalmanız bastıramaz. Kooperatif üzeründen sınıf atlayanlar, değerlerimiz üzerinde tepinenler “kızıl komünistler” olacaklar, bu tasfiyeci süreci evinde oturup izlemeyip, en gür sesiyle itiraz geliştirenlerde ajan olacaklar, öyle mi? Sizler, düzenin devrim saflarında peydahlanan kötü birer kopyasından başka birşey değilsiniz. İdeolojik olarak sağ tasfiyeci, siyasette tüccar, sosyal yaşamlarınızda devrimciliğin zerresini taşımayan, örgütsel kulvarda Menşevik karnenizle, her geçen gün çürüyen daralan yanınızla gelenek tarihimizin en rezil döneminin basit figürlerisiniz. Ne kadar rezil olsak, o kadar iyidir sloganı sizler için söylenmiş belli ki…
Daha önceki yazılarımızda vurguladığımız gibi bu çevrenin “tepesi” suç ve çıkar birlikteliğinde buluşmaktadır. Tıpkı burjuva düzen siyasetçileri gibi iktidarda kalmaya muhtaçlar. Onların nazarında, bu pespaye iktidarlarını sorgulayanlar, sarsanlar kısacası tehlikeye sokanlar bertaraf edilmesi gereken günahkarlardır. İktidardan bir kere düşmeye görsünler işlenen bütün suçların hesabını vermek zorunda kalacaklarını en az bizim kadar bilmekteler. Tüm yalan, iftira ve itibarsızlaştırma çabalarının kökeninde suçlu olma hali bulunmaktadır. Bu konuda haksızda değiller. Öylesi geniş bir kesimi mağdur edip kendilerine düşman ettiler ki, bu kesimler parti ve geleneğe saygılarından-bağlılıklarından ötürü beklemekteler. Bazıları da bunların kirli yöntemlerinden çekindikleri için köşelerine çekilmişlerdir. Lakin korkunun ecele faydası olmaz. Herkesin her şeyiyle hesap vereceği günlerde gelecektir.
Bir yandan ülkedeki kurumumuzu, yaptığınız çalışmalara resmi yazıyla davet edip muhatap alacaksın, diğer yandan burada bizim için “kurum olarak görmüyoruz” diyeceksin. Bir yandan Kadıköy sokaklarında revizyonist, sosyal-şoven TKP bayraklarını büyük bir iştahla sallarken, diğer yandan bu geleneğin emektar ve militanlarını görmezden geleceksin. Bu emektar ve militanların kurumsal niteliklerini değersizleştirmeye çalışacaksın. Siz kim oluyorsunuzda kendinizi onay makamı, devrim noterliği sanıyorsunuz?! İdeolojik ve örgütsel bir bütünlüğünüz dahi kalmamışken, kendiniz dışındaki örgütsel öznelere meşruluk bahşetmeye çalışmak haddinize mi düşmüş? Saygı görmeyen, sevilmeyen, devrimci bir yaşam sürmeyen, örgütsel ortamı zehirleyip kirleten, çok ciddi olanaklara sahipken illegal örgüt çalışmasını adım adım istikrarlı bir şekilde tasfiye edenler olarak sizlerin derdi nedir? Neden buradasınız? Özel bir göreviniz mi var yoksa bu geleneğinin maddi ve manevi olanaklarına dadanan haramiler misiniz?
“Haramilerin saltanatını yıkacağız” iddiası, sadece politik düzlemde burjuva gerici sınıflara karşı bayraklaştırılan iddialı bir şiar değil, diğer yandan ideolojik düzlemde burjuva gerici sınıfların devrimci saflarda öznel ve nesnel olarak “temsilciliği”ni yapan, stratejik olarak en az onlar kadar tehlikeli olan tasfiyeci uzantılarına karşıda durmaksızın, sınıf bilinci temelinde teşhir direğine çivilenip nişan alınması gereken, her devrimci-Maoist’e somut hedef niteliğindedir.
Bu çevre son dönemde bazı yoldaşlarımız hakkında yeni bir saldırı furyası örgütlemektedir. Facebook’ta “Maoist Birlik” adındaki hesabı bazı yoldaşlarımızın kurduğu iddiasını yaymaktadırlar. Biz, bu sayfa ile hiçbir ilişkimizin olmadığını büyük bir özgüvenle dile getiriyoruz. Bu dedikoduları, kara çalmaları bırakın. Varsa bir iddianız, getirin kanıtlarınızı kuralım mahkememizi. Gelenek kitlesi önünde veremeyeceğimiz hesabımız olmadığını defalarca dile getirdik. “Maoist Birlik” adlı sayfanın yöntemini sorunlu bulduğumuz kadar iddialarını da ciddi bulduk. Peki siz bu iddialar ile ilgili ne yaptınız? Bu sorunları yaratanlar sizlersiniz. Soruşturmaları, suç duyurularını hasır altı ettikçe bunlar karşınıza bir bir çıkacaktır. Suç ortaklığınızı, partinin işleyiş ve devrimci ilkelerinin önünde tuttuğunuz için artık herkes sizi teşhire yönelecektir. Neden insanlar size güvensinler ki? Adalet sağlamakla yükümlü olanlar, adaletsizliği genel bir tutum haline getirirlerse, herkes kendi adaletini kendi ölçüleriyle arar. Sebep olduğunuz sonuçları, bize ihale ederek bundan kurtulamazsınız.
Çıkarttığınız pespaye ibretlik bir teşhir bildirisiyle kendinizden güçsüz gördüğünüz insanları, yüreğiniz yetmediği için gelenek kitlesine hedef gösterip, “gördüğünüz yerde yüzüne tükürün” diye, onlara havale ederken, bugün ruhlarını yaşattıkları “2.MK revizyonisleri”ni can siperhane korumaya alıp, gönüllü “korumalığını” üstlenmekten imtina etmemektesiniz.
Varsın, bildikleri tasfiyeci yolda, her türlü inkarcı rüzgarlara şişirdikleri yelkenleriyle düzen içine doğru yol alsınlar. Kurumsal niteliğimizle, yoldaşlarımızla, tasfiyeci enkazdan devraldığımız “yeniden inşa sürecimizi” sabote etmeye kalkmasınlar. Tasfiyeci yürüyüşlerinde başarısızlıklar(!) diliyoruz.!
Böylesi bir konuyla kamuoyunu meşgul etmemek ve sorunun bir parçası olarak görülmemek adına, biz üstümüze düşeni büyük bir sorumluluk duygusuyla yerine getirmeye çalıştık. Lakin bu çevrenin aşağılık yöntemlerine gözlerimizi ve kulaklarımızı kapatmamız mümkün olmadığı için açıklamamızı kamuoyuyla paylaşmayı da bir zorunlu görev olarak görüyoruz. Örgüt sosuna bulanmış bu suç ve çıkar ittifakını teşhir ve tecrit etmek tasfiyeciliğin tasfiyesi için şarttır.
Bu konuda tüm devrimci kurum, çevre, platform ve kişileri, bu kirli manipülasyon ve karşı devrimci dedikodu merkezine karşı, baskı kurmaya, geri adım attırmaya ve tavır almaya davet ediyoruz.
Her ne kadar isim olarak sadece “Koçero” denen zavallının adı verilmiş olsa da bu suçların tek muhatabı değildir. Koçero sadece bir tetikçidir, acemi bir operasyon elemanıdır. Haklı bir nefretin hedefidir “Koçero”.
Başta İsviçre olmak üzere, Kaypakkaya camiasında her yerde teşhir olmuş biridir kendisi. Böylesi bir “figürün” bize dair sarfettiği kötü laflar, bizim için onur nişanıdır. Tersi talihsizliğimiz olurdu(!)
Tanıyanlar bilirki onun ak dediği kara, kara dediği aktır. Bizi övmesi zaten tehlikelidir. Kirli birinden methiyeler almak, methiye alan kişi için şüpheli bir durumdur. Bu çevre, başta Koçero olmak üzere geleneğimizin binbir emek ve bedelle yarattığı değerleri kullanarak, yapılan hırsızlığın hesabını sorsun. Bu yiyiciler, suçlarının hesabını elbette gelenek kitlesi önünde vereceklerdir. Bundan emin olsunlar!
Partimizin tüm parçalarındaki üye ve kadroları, emektarları, taraftarı ve ileri sempatizanları yan yana gelmek ve partiyi tekrardan örgütlemek gibi tarihi bir sorumluluğu bulunduğunu hatırlamalıdır. Bu çapsız öndercikler, değersiz ünlüler biran önce saflardan atılmalı, suçlarının hesabının sorulup cezasının kesilmesi ve Kaypakkayacı kodlara yaslanan proletarya partisinin ayakları üzerine dikilmesi görevine sahip çıkmalıdır. Son dönemdeki kitle hareketlerinin öğrettiği en büyük ders, devrimci bir savaş örgütünün aciliyetidir. Bu savaş örgütünü kurumsallaştırmak, faşizme kan kusturmak ve devrimi örgütlemek Kaypakkayacıların tarihten kalan mirasıdır. Biz, reddi miras yapanların değil bu mirası büyük bir onurla kabul edenlerin ayak izlerine basarak;
-KAYPAKKAYA GÜZERGAHINDA, HER TÜRDEN TASFİYECİ İNKARA KARŞI
-KENDİMİZE GÜVENELİM, ÖRGÜTLENELİM VE KAZANALIM! diyoruz.
Maoist Komünist Partisi / Avrupa Komitesi
Nisan 2025